Ana Sayfa|   Hakkımızda|   Bize Ulaşın|   Blog|   Alışverişsiz Ödeme   Sepetim(0)|   Üye Girişi|   Üye Ol

ÇİÇEK BALI

Arıların çiçek florası bol olan, Türkiye nin verimli, yüksek yayla ve meralarında bütün çiçeklerin özünü alarak ürettiği; besleyici, değerli bir bal türüdür. Nektarını aldığı çiçeklere özgü seçkin lezzeti vardır. Açık sarı renklerde olur.

YARARLARI

İştah arttırıcıdır, vücuda enerji ve direnç kazandırır. Soğuk algınlıklarında doğal bir ilaç olarak, besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle de kozmetikte kullanılmaktadır. Özellikle çocukların, sporcuların tüketmesi gereken besinlerden biridir

Devamı...
48,00 TL

ÇİÇEK BALI

Arıların çiçek florası bol olan, Türkiye nin verimli, yüksek yayla ve meralarında bütün çiçeklerin özünü alarak ürettiği; besleyici, değerli bir bal türüdür. Nektarını aldığı çiçeklere özgü seçkin lezzeti vardır. Açık sarı renklerde olur.

YARARLARI

İştah arttırıcıdır, vücuda enerji ve direnç kazandırır. Soğuk algınlıklarında doğal bir ilaç olarak, besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle de kozmetikte kullanılmaktadır. Özellikle çocukların, sporcuların tüketmesi gereken besinlerden biridir

Devamı...
24,00 TL

850 gr Hayit Balı

Mevkii: Ege ve Akdeniz bölgesi

Flora: Su kenarında bulunan bol ballı ve şifalı Hayıt bitkisinin çiçeklerinden arıların topladığı şifalı baldır.

Devamı...
48,00 TL

450 gr Hayit Balı

Mevkii: Ege ve Akdeniz bölgesi

Flora: Su kenarında bulunan bol ballı ve şifalı Hayıt bitkisinin çiçeklerinden arıların topladığı şifalı baldır.

Devamı...
25,00 TL

ÇAM SALGI BALI

Mevkii: Ege ve Akdeniz bölgesi

Flora: Ege ve Akdeniz bölgesinde bulunan çam ağaçlarından elde edilen salgı balıdır. Çiçek balı değildir. Dünya üzerinde sadece Türkiyede ve Yunanistanda üretilir.  Çam balının en belirgin özelliği kıvamını uzun süre muhafaza edebilmesidir. Çam balı ballar arasında donma süresi en geç olan baldır.

Koyu bulanik kahverengi renkte, keskin bir tadi ve çam agacina özgü rayihasi vardir. Çam balinin solunum yollarina, sindirim sistemine olan olumlu etki ve faydalari tipta kabul görmüştür. Her sabah bir bardak ilik su ile kariştirilarak aç karnina içildiginde, kilo verdirme özelligine sahiptir.

Devamı...
38,00 TL

ÇAM SALGI BALI

Mevkii: Ege ve Akdeniz bölgesi

Flora: Ege ve Akdeniz bölgesinde bulunan çam ağaçlarından elde edilen salgı balıdır. Çiçek balı değildir. Dünya üzerinde sadece Türkiyede ve Yunanistanda üretilir.  Çam balının en belirgin özelliği kıvamını uzun süre muhafaza edebilmesidir. Çam balı ballar arasında donma süresi en geç olan baldır.

Koyu bulanik kahverengi renkte, keskin bir tadi ve çam agacina özgü rayihasi vardir. Çam balinin solunum yollarina, sindirim sistemine olan olumlu etki ve faydalari tipta kabul görmüştür. Her sabah bir bardak ilik su ile kariştirilarak aç karnina içildiginde, kilo verdirme özelligine sahiptir.

Devamı...
20,00 TL

850 gr Lavanta Balı

Karabaş otu olarak da bilinen Lavanta, güzel kokulu mavi ve beyaz renklerde çiçekler açan bir bitkidir

Lavanta Karaciğer yetmezliği, Kronik Karaciğer enfeksiyonları, Hepatit-B, Hebatit-C, Sarılık, Saç dökülmeleri, Vitiligo-Sedef ve ileri yaşlarda olan derideki lekelere karşı etkilidir. Sakinleştirici ve rahatlatıcı etkiye sahiptir. Yaraları iyileştirir, Mide ağrılarına iyi gelir 

Yoğun derecede yatıştırıcı sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi ile birlikte yüksek derecede uyarıcı özelliği taşıması sebebiyle cinsel gücü eksikliği hissedenlerce tercih edilmektedir

İdrar ve gaz söktürür. Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır Romatizma şikayetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir Ateşli hastalara iyi gelir

Lavanta Balı Nasıl Kullanılır? 

Her gün aç karnına 2 tatlı kaşığı Lavanta balı yenir ve en az 15 dakika bir şey yemeden beklenmesi gerekir ki etkisi vücuda daha çabuk nüfus etsin ,Akşamları da yatarken 1 tatlı kaşığı lavanta balı yenilirse taşıdığı tüm değerli özelliklerin vücutta bulunmasına yardımcı olunur. Lavanta balını, belirttiğimiz zaman ve ölçülerde tüketmek kaydıyla en az 3 ay devam edildiğinde beklenen netice alınacaktır.

Devamı...
180,00 TL

450 gr Lavanta Balı

Karabaş otu olarak da bilinen Lavanta, güzel kokulu mavi ve beyaz renklerde çiçekler açan bir bitkidir

Lavanta Karaciğer yetmezliği, Kronik Karaciğer enfeksiyonları, Hepatit-B, Hebatit-C, Sarılık, Saç dökülmeleri, Vitiligo-Sedef ve ileri yaşlarda olan derideki lekelere karşı etkilidir. Sakinleştirici ve rahatlatıcı etkiye sahiptir. Yaraları iyileştirir, Mide ağrılarına iyi gelir 

Yoğun derecede yatıştırıcı sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi ile birlikte yüksek derecede uyarıcı özelliği taşıması sebebiyle cinsel gücü eksikliği hissedenlerce tercih edilmektedir

İdrar ve gaz söktürür. Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır Romatizma şikayetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir Ateşli hastalara iyi gelir

Lavanta Balı Nasıl Kullanılır? 

Her gün aç karnına 2 tatlı kaşığı Lavanta balı yenir ve en az 15 dakika bir şey yemeden beklenmesi gerekir ki etkisi vücuda daha çabuk nüfus etsin ,Akşamları da yatarken 1 tatlı kaşığı lavanta balı yenilirse taşıdığı tüm değerli özelliklerin vücutta bulunmasına yardımcı olunur. Lavanta balını, belirttiğimiz zaman ve ölçülerde tüketmek kaydıyla en az 3 ay devam edildiğinde beklenen netice alınacaktır.

Devamı...
90,00 TL

KESTANE BALI:

Karadeniz bölgesinin zengin bitki varlığı içinde yer alan kestane ağacı, boyu 10-15 metreye ulaşan dolgun gövdeli ve uzun ömürlü bir ağaçtır. Çiçeklenme dönemi haziran ayıdır. Yapılan  araştırmalar ile şifa özellikleri anlaşılan kestane balı, kestane ağacının çiçeklerinden ve bölgenin kendine özgü ballı bitki çeşitlerinden elde edilir.

Kestane balı kendine özgü tadı ve aroması ile hastalıklara karşı koruyucu (antioksidan) ve tedavi edici (antibiyotik) etkinliği yüksek özel bir baldır. Solunun yolları ve mide rahatsızlıklarında tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır. Vücut direnci ve zindelik için hasta ve yorgun kişilere düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

KESTANE BALININ FAYDALARI

Koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır.

Ve bütün koyu renkli ballar gibi antioksidan olması sebebiyle kansere karşı koruyucudur.

Bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar.

Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle B.Hemolotik streptecoc’lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

B ve C vitaminleri açısından zengin olan Kestane Balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar.

Öksürüğe İyi Gelir

Kestane Balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir.

Öksürük için tarifler

KESTANEBALI NELERE İYİ GELİR....

Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine,

Ağrı ve sancıların giderilmesine,

Ağız yaralarının iyileştirilmesine,

Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine,

Bademcik iltihabının yok edilmesine,

Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine,

Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine,

Baş dönmesinin giderilmesine,

Bel ağrılarının giderilmesine,

Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç ve sinir hastalıklarını gidermede,

Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye,

Cinsel gücü artırmaya,

Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye,

Gözleri güçlendirmeye,

Halsizliğin giderilmesine,

Hazmı kolaylaştırmaya,

Hafızayı güçlendirmeye,

İştah açmaya,

Kabızlığın iyileştirilmesine,

Kalp çarpıntısını gidermeye,

Kanın temizlenmesine,

Kemiklerin kuvvetlenmesine,

Nezle ve grip hastalığının tedavisine,

Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine,

Romatizma ve siyatiğin tedavisine,

Sarılık hastalığının iyileştirilmesine,

Sedef hastalığının giderilmesine.

Kestane Balı -Çiçek Balı Kıyaslaması

Bir kilogram kestane balında demir 7,97 mg, çiçek balında ise 3.95 mg oranında bulunuyor.

Bakır minerali kestane balında 0.44 mg, çiçek balında 0,32 mg oranında gözüküyor.

Mangan oranı kestane balında 14,7 mg oranında bulunması, çiçek balında ise 2,0 mg kadar düşük gözükmesi dikkat çekiyor.

Çinko oranı kestane balında 1.6 mg iken çiçek balında 4.4 mg oranında gözleniyor.

Sodyum oranı kestane balında 41.9 mg oranında, çiçek balında ise 40.9 mg oranında bulunuyor.

Potasyum oranı kestane balında 4850 mg olması dikkat çekerken, çiçek balında ise 998 mg olarak tespit edildi.

Son olarak kalsiyum oranı kestane balında 426 mg iken çiçek balında 146 mg belirlendi.

Kestane Balı ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.

Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Kestane Balı, asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.

Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmektedirler.

Yalova Kestane Balı pek çok hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilir.

Öksürük için Kestane Balı ve Bitkiler

Öksürük için kestane balı ilaçtan daha etkili.

Devamı...
110,00 TL

KESTANE BALI:

Karadeniz bölgesinin zengin bitki varlığı içinde yer alan kestane ağacı, boyu 10-15 metreye ulaşan dolgun gövdeli ve uzun ömürlü bir ağaçtır. Çiçeklenme dönemi haziran ayıdır. Yapılan  araştırmalar ile şifa özellikleri anlaşılan kestane balı, kestane ağacının çiçeklerinden ve bölgenin kendine özgü ballı bitki çeşitlerinden elde edilir.

Kestane balı kendine özgü tadı ve aroması ile hastalıklara karşı koruyucu (antioksidan) ve tedavi edici (antibiyotik) etkinliği yüksek özel bir baldır. Solunun yolları ve mide rahatsızlıklarında tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır. Vücut direnci ve zindelik için hasta ve yorgun kişilere düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

KESTANE BALININ FAYDALARI

Koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır.

Ve bütün koyu renkli ballar gibi antioksidan olması sebebiyle kansere karşı koruyucudur.

Bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar.

Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle B.Hemolotik streptecoc’lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

B ve C vitaminleri açısından zengin olan Kestane Balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar.

Öksürüğe İyi Gelir

Kestane Balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir.

Öksürük için tarifler

KESTANEBALI NELERE İYİ GELİR....

Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine,

Ağrı ve sancıların giderilmesine,

Ağız yaralarının iyileştirilmesine,

Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine,

Bademcik iltihabının yok edilmesine,

Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine,

Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine,

Baş dönmesinin giderilmesine,

Bel ağrılarının giderilmesine,

Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç ve sinir hastalıklarını gidermede,

Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye,

Cinsel gücü artırmaya,

Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye,

Gözleri güçlendirmeye,

Halsizliğin giderilmesine,

Hazmı kolaylaştırmaya,

Hafızayı güçlendirmeye,

İştah açmaya,

Kabızlığın iyileştirilmesine,

Kalp çarpıntısını gidermeye,

Kanın temizlenmesine,

Kemiklerin kuvvetlenmesine,

Nezle ve grip hastalığının tedavisine,

Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine,

Romatizma ve siyatiğin tedavisine,

Sarılık hastalığının iyileştirilmesine,

Sedef hastalığının giderilmesine.

Kestane Balı -Çiçek Balı Kıyaslaması

Bir kilogram kestane balında demir 7,97 mg, çiçek balında ise 3.95 mg oranında bulunuyor.

Bakır minerali kestane balında 0.44 mg, çiçek balında 0,32 mg oranında gözüküyor.

Mangan oranı kestane balında 14,7 mg oranında bulunması, çiçek balında ise 2,0 mg kadar düşük gözükmesi dikkat çekiyor.

Çinko oranı kestane balında 1.6 mg iken çiçek balında 4.4 mg oranında gözleniyor.

Sodyum oranı kestane balında 41.9 mg oranında, çiçek balında ise 40.9 mg oranında bulunuyor.

Potasyum oranı kestane balında 4850 mg olması dikkat çekerken, çiçek balında ise 998 mg olarak tespit edildi.

Son olarak kalsiyum oranı kestane balında 426 mg iken çiçek balında 146 mg belirlendi.

Kestane Balı ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.

Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Kestane Balı, asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.

Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmektedirler.

Yalova Kestane Balı pek çok hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilir.

Öksürük için Kestane Balı ve Bitkiler

Öksürük için kestane balı ilaçtan daha etkili.

Devamı...
58,00 TL

850 gr Yeşilköy Balı

MEVKİİ : 850 m. rakımlı Anadolu Platosu.

FLORASI: Ayrık, Üçgül, Yonca, Görünge, Kekik, Anason, Hardal gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
40,00 TL

450 gr Yeşilköy Balı

MEVKİİ : 850 m. rakımlı Anadolu Platosu.

FLORASI: Ayrık, Üçgül, Yonca, Görünge, Kekik, Anason, Hardal gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
20,00 TL

BÜĞDÜZ BALI

MEVKİİ : 861 m. rakımlı Alpu-Bozan Yöresi, Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Geven, Kekik, Hardal, Üçgül gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
48,00 TL

BÜĞDÜZ BALI

MEVKİİ : 861 m. rakımlı Alpu-Bozan Yöresi, Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Geven, Kekik, Hardal, Üçgül gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
25,00 TL

Güce Balı  850 gr

MEVKİİ : 1007 m. rakımlı Eskişehir Mihalıççık Yöresi, Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Fiğ, Kekik, Geven, Sığırkuyruğu, Ballıbaba, Korunga, Gelincik, Yavşan gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
48,00 TL

Güce Balı  450 gr

MEVKİİ : 1007 m. rakımlı Eskişehir Mihalıççık Yöresi, Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Fiğ, Kekik, Geven, Sığırkuyruğu, Ballıbaba, Korunga, Gelincik, Yavşan gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
25,00 TL

850 gr Kayı Balı

MEVKİİ : 1100 m. rakımlı Eskişehir Mihalıççık Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Kekik, Gorunga, Geven ağırlıklı bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
48,00 TL

450 gr Kayı Balı

MEVKİİ : 1100 m. rakımlı Eskişehir Mihalıççık Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Kekik, Gorunga, Geven ağırlıklı bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
25,00 TL

Karabaş Balı 850 gr

MEVKİİ : Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgesi

FLORASI: Sahil kuşağında bulunan, mahalli adı Karabaş Otu, Kargan ve Lavanta olan şifalı çok yıllık bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
75,00 TL

Karabaş Balı 450 gr

MEVKİİ : Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgesi

FLORASI: Sahil kuşağında bulunan, mahalli adı Karabaş Otu, Kargan ve Lavanta olan şifalı çok yıllık bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
40,00 TL

850 gr Bahçacik Balı

MEVKİİ : 917 m. rakımlı Anadolu Platosu

FLORASI: Ayrık, Üçgül , Yonca, Kargan, Kekik, Hardal gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
48,00 TL

450 gr Bahçacik Balı

MEVKİİ : 917 m. rakımlı Anadolu Platosu

FLORASI: Ayrık, Üçgül , Yonca, Kargan, Kekik, Hardal gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
25,00 TL

Özel Bal

Yöresi saklı kalmakla birlikte bitkisel çeşitliliği çok yüksek premium,polifloralı bal çeşidimizdir.

Devamı...
180,00 TL

Özel Bal

Yöresi saklı kalmakla birlikte bitkisel çeşitliliği çok yüksek premium,polifloralı bal çeşidimizdir.

Devamı...
90,00 TL

450 gr Ihlamur Balı

Ilıman iklim koşullarında memleketimizin büyük bir kısmında yetişen ıhlamur ağaçları bol miktarda nektar salgılarlar. Ihlamur ağacının haziran-temmuz aylarında açtığı çiçeğinden elde edilen Ihlamur balı karakteristik ıhlamur kokusuna sahiptir ve rengi açıktır. Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer ve midedeki fazlalıkları dışarı atar. 

Büyüme çağındaki çocukların ZEKA GELİŞİMİNE azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır. 

İştah açar.

Kanı temizler.

Damar sertliğini giderir.

Kemikleri kuvvetlendirir.

Hücre yeniler.

Akciğer, beyin ve astım hastalığına iyi gelir.

Öksürüğü ve cilt bozukluklarını giderir, gözleri güçlendirir.

Cinsel gücü arttırır.

Kalp çarpıntısını giderir.

Devamı...
50,00 TL

850 gr Ihlamur Balı

Ilıman iklim koşullarında memleketimizin büyük bir kısmında yetişen ıhlamur ağaçları bol miktarda nektar salgılarlar. Ihlamur ağacının haziran-temmuz aylarında açtığı çiçeğinden elde edilen Ihlamur balı karakteristik ıhlamur kokusuna sahiptir ve rengi açıktır. Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer ve midedeki fazlalıkları dışarı atar. 

Büyüme çağındaki çocukların ZEKA GELİŞİMİNE azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır. 

İştah açar.

Kanı temizler.

Damar sertliğini giderir.

Kemikleri kuvvetlendirir.

Hücre yeniler.

Akciğer, beyin ve astım hastalığına iyi gelir.

Öksürüğü ve cilt bozukluklarını giderir, gözleri güçlendirir.

Cinsel gücü arttırır.

Kalp çarpıntısını giderir.

Devamı...
95,00 TL

Kokteyl Bal

Flora farklılıklarından oluşan çeşitliliği aromatik bir tat haline gelmiş içanadolunun yüksek kesimlerinin değerli bir bal çeşididir.

Devamı...
50,00 TL

Petek Balı - 1000 gr

Balın doğal haliyle sunumudur. Bölgelerine göre aroması,rengi,kokusu değişkenlik gösterir.

Devamı...
65,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
160,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
80,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
50,00 TL
tükendi

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
35,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
15,00 TL
tükendi

ÜRÜN DETAYI

100 gr

Polen: Polen, bitkilerin çiçeklerindeki erkek üreme hücreleridir. Arıların, arka bacaklarındaki sepetçiklerinde kovana taşıdığı polen, ayrı yavrularının beslenmesinde kullanıldığı bilinmektedir. Polenin bileşiminde elde edildiği bitki türüne göre Protein, aminoasitler, demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnesyum ve silisyum gibi elementler ve aluminyum, nikel, titanyum ve çinko gibi iz elementler A, B1, B2, B3,B6,C,E ve H vitaminleri tespit edilmiştir. Çok kuvvetli ve şifalı bir besindir.

Taze polenin faydaları

1.polen kansız insanlar için faydalıdır. Alyuvar rakamını %25-30, hemoglobini % 15 nispetinde yüksek hale getirir.
2. polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.
üçüncü polen bedenimizi zinde tutar.
4. sporda fazla efor temin eder.
5. çok fazla yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.
6. kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.
7. İnsanlardaki çok fazla sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.
8 İnatçı ishalleri tedavi eder.
9. kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir, .
10. Görme üstündeki tesiri büyüktür. Pek çok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.
11.polenin saç rakamını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği belirlenmiştir.
12. polen prostat hastalığı olanlarda iyileştirici tesir yapar.
13. polen gelişmeyi ve büyümeyi hız kazandırır.
14. polen kılcal damarları etkileyerek çok kanamaya handikap olur. Kalp kasının çalışmasını kuvvetlendirir.
15. polen hücre yenileyicidir. Kanser iyileştirilmesinde destekleyicidir.
16. yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.
17. son senelerde hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, süratli gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.
18. Düşünme yeteneğini artırır.
19. kısa bir zamanda şahısları enerji ve canlılığa kavuşturur.
20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.
21. sinerjik tesir ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.
22. rahatsızlıktan kalkanları kısa bir zamanda eski enerji ve canlılığa kavuşturur.
23. acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.

Devamı...
22,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
15,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
30,00 TL

İçindekiler:

%97 Bal

%3 Arı Sütü

Net: 12 Gr x 10 Adet

 

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
15,00 TL

ARI SÜTÜ NEDİR?

Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

 Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak Doolittle yöntemi olarak adlandırılan larva transferi yöntemi ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?   

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler? 
         
 Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen in aldığı sonuçlar ise; Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) - KAN KANSERİ nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de ARI SÜTÜ  verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir

Japonya da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Hangi hastalıkları tedavide kullanılır?

Arı ürünlerinin bir ya da birden fazla hastalığın önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılması anlamına gelen -apiterapi- pek çok ülkede tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır : 
Bronşial Astım 
Akciğer Hastalıkları 
Uykusuzluk 
Mide Ülseri 
Böbrek Hastalıkları 
Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi 
Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi 
Sindirim sistemini sağlıklı tutmak 
Üreme ve boşaltım sistemini korumak 
Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak 
Düşük tansiyon 
Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek 
Yorgunluk 
Soğuk algınlığı ve grip 
Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık 
Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması 
Kanser oluşumunu önleyici 
Damar sertliği ve yüksek kolestrolü önleyici

Devamı...
30,00 TL
tükendi

PROPOLİS NEDİR ?

      Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.

     Propolis işçi bal arılarının ağaç ve çalılarının yaprak tomurcuğu, gövde yaraları gibi büyüyerek yenilenen kısımlarından topladıkları sarı, yeşil ve kahverengi reçinemsi bir maddedir. Arılar propolisi arka bacaklarında bulunan polen sepetlerinde depo ederler ve koloniye taşırlar. Kovanda balmumu ile karıştırarak, larva yuvalarının cilalanması ve sterilize edilmesi için bal arıları tarafından kovanda kullanılır. Propolisin antibakteriyel ve antifungal etkileri koloniyi hastalıklara karşı korur. Propolisin ticari olarak arıcılar tarafından toplaması ise tahta kovan bölmelerinden ya da toplama tuzakları ile olmaktadır. Ham ürün, doğal sağlık ürünlerinde (pastil, tinktür, merhem, içecek, v.b.) balmumu ve diğer malzemelerin uzaklaştırılması ile ikincil bir işleme tabii tutulur. Propolis kovanı iki şekilde korur. Birincisi, kovanı güçlendirir, İkincisi ise kovanı bakteri ve virüs enfeksiyonlarına karşı korur. Bu özelliklerine ek olarak diğer özellikleri sayesinde propolis yüzyıllardır insanoğlu tarafından kullanılmaktadır.

PROPOLİS VE SAĞLIK

     Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA’da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.

    Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminas-yon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır. Ayrıca ham propolis kurşun kontaminasyonu için rutin olarak test edilmelidir.

Devamı...
44,00 TL

PROPOLİS NEDİR ?

      Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.

     Propolis işçi bal arılarının ağaç ve çalılarının yaprak tomurcuğu, gövde yaraları gibi büyüyerek yenilenen kısımlarından topladıkları sarı, yeşil ve kahverengi reçinemsi bir maddedir. Arılar propolisi arka bacaklarında bulunan polen sepetlerinde depo ederler ve koloniye taşırlar. Kovanda balmumu ile karıştırarak, larva yuvalarının cilalanması ve sterilize edilmesi için bal arıları tarafından kovanda kullanılır. Propolisin antibakteriyel ve antifungal etkileri koloniyi hastalıklara karşı korur. Propolisin ticari olarak arıcılar tarafından toplaması ise tahta kovan bölmelerinden ya da toplama tuzakları ile olmaktadır. Ham ürün, doğal sağlık ürünlerinde (pastil, tinktür, merhem, içecek, v.b.) balmumu ve diğer malzemelerin uzaklaştırılması ile ikincil bir işleme tabii tutulur. Propolis kovanı iki şekilde korur. Birincisi, kovanı güçlendirir, İkincisi ise kovanı bakteri ve virüs enfeksiyonlarına karşı korur. Bu özelliklerine ek olarak diğer özellikleri sayesinde propolis yüzyıllardır insanoğlu tarafından kullanılmaktadır.

PROPOLİS VE SAĞLIK

     Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA’da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.

    Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminas-yon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır. Ayrıca ham propolis kurşun kontaminasyonu için rutin olarak test edilmelidir.

Devamı...
30,00 TL

PROPOLİS NEDİR ?

      Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.

     Propolis işçi bal arılarının ağaç ve çalılarının yaprak tomurcuğu, gövde yaraları gibi büyüyerek yenilenen kısımlarından topladıkları sarı, yeşil ve kahverengi reçinemsi bir maddedir. Arılar propolisi arka bacaklarında bulunan polen sepetlerinde depo ederler ve koloniye taşırlar. Kovanda balmumu ile karıştırarak, larva yuvalarının cilalanması ve sterilize edilmesi için bal arıları tarafından kovanda kullanılır. Propolisin antibakteriyel ve antifungal etkileri koloniyi hastalıklara karşı korur. Propolisin ticari olarak arıcılar tarafından toplaması ise tahta kovan bölmelerinden ya da toplama tuzakları ile olmaktadır. Ham ürün, doğal sağlık ürünlerinde (pastil, tinktür, merhem, içecek, v.b.) balmumu ve diğer malzemelerin uzaklaştırılması ile ikincil bir işleme tabii tutulur. Propolis kovanı iki şekilde korur. Birincisi, kovanı güçlendirir, İkincisi ise kovanı bakteri ve virüs enfeksiyonlarına karşı korur. Bu özelliklerine ek olarak diğer özellikleri sayesinde propolis yüzyıllardır insanoğlu tarafından kullanılmaktadır.

PROPOLİS VE SAĞLIK

     Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA’da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.

    Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminas-yon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır. Ayrıca ham propolis kurşun kontaminasyonu için rutin olarak test edilmelidir.

Devamı...
15,00 TL

PROPOLİS NEDİR ?

      Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.

     Propolis işçi bal arılarının ağaç ve çalılarının yaprak tomurcuğu, gövde yaraları gibi büyüyerek yenilenen kısımlarından topladıkları sarı, yeşil ve kahverengi reçinemsi bir maddedir. Arılar propolisi arka bacaklarında bulunan polen sepetlerinde depo ederler ve koloniye taşırlar. Kovanda balmumu ile karıştırarak, larva yuvalarının cilalanması ve sterilize edilmesi için bal arıları tarafından kovanda kullanılır. Propolisin antibakteriyel ve antifungal etkileri koloniyi hastalıklara karşı korur. Propolisin ticari olarak arıcılar tarafından toplaması ise tahta kovan bölmelerinden ya da toplama tuzakları ile olmaktadır. Ham ürün, doğal sağlık ürünlerinde (pastil, tinktür, merhem, içecek, v.b.) balmumu ve diğer malzemelerin uzaklaştırılması ile ikincil bir işleme tabii tutulur. Propolis kovanı iki şekilde korur. Birincisi, kovanı güçlendirir, İkincisi ise kovanı bakteri ve virüs enfeksiyonlarına karşı korur. Bu özelliklerine ek olarak diğer özellikleri sayesinde propolis yüzyıllardır insanoğlu tarafından kullanılmaktadır.

PROPOLİS VE SAĞLIK

     Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA’da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.

    Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminas-yon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır. Ayrıca ham propolis kurşun kontaminasyonu için rutin olarak test edilmelidir.

Devamı...
500,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Esbal Arı Sütü Bal Polen Karışımı 230 gr

Net: 230 gr ± % 2

İçindekiler:

%5 Arı Sütü

%85 Bal

%10 Polen

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Polen Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1,5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5 - 2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

 

Devamı...
30,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Esbal Zencefilli Karışım 230 gr

İçindekiler:

%89 Bal

%3,5 Zencefil

%3 Zerdeçal

%3 Havlıcan

%1,5 Tarçın

Devamı...
30,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Esbal Arı Sütü Bal Polen Propolis Karışımı 230 gr

%86.75 Bal

%5 Arı Sütü ,

%7.5 Polen, 

%0.75 Propolis

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Polen Propolis  Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1.5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5-2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

Devamı...
30,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Bal 400gr

Polen 40gr

Arısütü 10gr

Arı Sütü Bal Polen Karışımı (800 gr)

Mucize karışım diye adlandırılan bal,arı sütü ve polen karışımının insan vücuduna yararlarını saymakla bitiremeyiz.Kendi aralarında tek başlarına yararları oldukça fazla olan bu vitamin ve protein depolarının karışımıyla meydana gelen ise tam anlamıyla bir mucize olarak görülmektedir.

  Vücudun zinde kalmasını sağlayan bu karışım aynı zamanda,vücuda canlılık katar,metabolizmayı hızlandırır,bedenin ve zihnin yorgunluğunu alır,bağırsak metabolizmasının düzenli çalışmasını sağlamaya yardımcı olur,hücrelerin yenilenmesinde çok etkilidir.Hormonal sistemin uyarılmasını etkilemekle kalmaz,karciğer fonksiyonların düzenlenmesinede yardım eder.Sporculara enerji ve alanlarındaki başarıları için ekstra güç vermeye yardım eder.
 
  Kadınlarında hastalıklarına yardımcı olduğunu söyleyebiliriz.Bunların başında adet düzensizliğine yardım eder ve adet söktürücü özelliğide vardır.Hamile bayanların süt üretimini arttırmaya yardımcı olur.Cinsel gücü arttırır,vücuttaki kan dolaşımını hızlandırır.Sabah,öğlen ve akşam 1 tatlı kaşığı olmaz üzere sade alınması halinde veya sütle karıştırılıp da alınabilir.

 

Devamı...
80,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Arı Sütü Bal Polen Karışımı (800 gr)

Arı Sütü: 50 gr

Polen: 100 gr

Bal: 650 gr

 Mucize karışım diye adlandırılan bal,arı sütü ve polen karışımının insan vücuduna yararlarını saymakla bitiremeyiz.Kendi aralarında tek başlarına yararları oldukça fazla olan bu vitamin ve protein depolarının karışımıyla meydana gelen ise tam anlamıyla bir mucize olarak görülmektedir.

  Vücudun zinde kalmasını sağlayan bu karışım aynı zamanda,vücuda canlılık katar,metabolizmayı hızlandırır,bedenin ve zihnin yorgunluğunu alır,bağırsak metabolizmasının düzenli çalışmasını sağlamaya yardımcı olur,hücrelerin yenilenmesinde çok etkilidir.Hormonal sistemin uyarılmasını etkilemekle kalmaz,karciğer fonksiyonların düzenlenmesinede yardım eder.Sporculara enerji ve alanlarındaki başarıları için ekstra güç vermeye yardım eder.
 
  Kadınlarında hastalıklarına yardımcı olduğunu söyleyebiliriz.Bunların başında adet düzensizliğine yardım eder ve adet söktürücü özelliğide vardır.Hamile bayanların süt üretimini arttırmaya yardımcı olur.Cinsel gücü arttırır,vücuttaki kan dolaşımını hızlandırır.Sabah,öğlen ve akşam 1 tatlı kaşığı olmaz üzere sade alınması halinde veya sütle karıştırılıp da alınabilir.
Devamı...
140,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Propolis Sabunu

Devamı...
10,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Ballı Sabun

Devamı...
10,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Polenli Sabun

Devamı...
10,00 TL

ÜRÜN DETAY

Deli bal,arıların ormangülü çiçeklerinden elde ettiği arı ürünüdür.Mide ağrısı, bağırsak rahatsızlıklarında şeker ve yüksek tansiyonda ,gastrit, ülser gibi mide, bağırsak sistemi rahatsızlıklarında günde 1-2 çay kaşığı dozda kullanılmaktadır.

Devamı...
110,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Arı Sütü Bal Polen Karışımı 210 gr Cam Kavanoz

İçindekiler:

%5 Arı Sütü

%85 Bal

%10 Polen

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5 - 2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Polen Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1,5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Uyarılar:

Yüksek alerji riski, arı zehiri alerjisi ve astımı olanların ürünü tüketmemesi önerilir.

Ambalajı yırtık ürünleri satın almayınız.

Devamı...
85,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Arı Sütü Bal Karışımı 210 gr Cam Kavanoz

Ürün İçeriği:

Arı Sütü: % 7

Bal: % 93

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5- 2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1,5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Uyarılar:

Yüksek alerji riski, arı zehiri alerjisi ve astımı olanların ürünü tüketmemesi önerilir.

Ambalajı yırtık ürünleri satın almayınız.

Devamı...
85,00 TL

Sonbaharda açan harup (keçiboynuzu) çiçeği, keskin kokusuyla arıları çağırır. Akışı ağır, koyu kıvamlı harup balı, ağızda kakao benzeri bir tat bırakır.Ülkemizin genelinde yetişen keçiboynuzu ağacının insan sağlığına mükemmel faydaları vardır. Kalsiyum bakımından çok zengindir, E vitamini sayesinde öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi gelir.Balgam söktürür, bronşları açar, nefes darlığında oldukça etkilidir. Sigara tiryakilerine mükemmel fayda sağlar. Yüksek vitaminler ve minareler içerdiğinden Dişve diş etleri üzerinde olumlu etkileri vardır, kalbe faydalıdır, çarpıntıyı önler, insan vücuduna giren radyasyonu dışarı atar. Doğal bir dopingtir. 

Devamı...
0,00 TL

ÜRÜN DETAY

MEVKİİ : 900 m. rakımlı Eskişehir Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Fiğ, Kekik, Geven, Sığırkuyruğu, Ballıbaba, Korunga, Gelincik, Yavşan gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

 

Devamı...
0,00 TL

ÜRÜN DETAY

MEVKİİ : 900 m. rakımlı Eskişehir Sündüken Dağı`nın etekleri.

FLORASI: Yabani Yonca, Fiğ, Kekik, Geven, Sığırkuyruğu, Ballıbaba, Korunga, Gelincik, Yavşan gibi bitkilerin florasından temin edilmiştir.

Devamı...
0,00 TL

ÜRÜN DETAY

Deli bal,arıların ormangülü çiçeklerinden elde ettiği arı ürünüdür.Mide ağrısı, bağırsak rahatsızlıklarında şeker ve yüksek tansiyonda ,gastrit, ülser gibi mide, bağırsak sistemi rahatsızlıklarında günde 1-2 çay kaşığı dozda kullanılmaktadır.

Devamı...
60,00 TL

ÜRÜN DETAY

Deli bal,arıların ormangülü çiçeklerinden elde ettiği arı ürünüdür.Mide ağrısı, bağırsak rahatsızlıklarında şeker ve yüksek tansiyonda ,gastrit, ülser gibi mide, bağırsak sistemi rahatsızlıklarında günde 1-2 çay kaşığı dozda kullanılmaktadır.

Devamı...
40,00 TL

KEKİK BALI

Enzim içeriği bakımından çok zengindir. Bal çeşitleri arasında özel bir yeri vardır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik çiçeği kokulu, hafif buruk tatlı bir baldır. Özellikle Ege, Karadeniz, İç Anadolu Bölgelerinin yüksek kesimlerinde üretilir. Kısa süreli çiçek açan bir bitki olduğu için diğer ballara oranla üretimi hayli azdır.

YARARLARI

Karaciğer ve astım rahatsızlıkları başta olmak üzere; mide, üst solunum yolu hastalıklarına da tedavi edici etkileri bilinmektedir.

Devamı...
35,00 TL

KEKİK BALI

Enzim içeriği bakımından çok zengindir. Bal çeşitleri arasında özel bir yeri vardır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik çiçeği kokulu, hafif buruk tatlı bir baldır. Özellikle Ege, Karadeniz, İç Anadolu Bölgelerinin yüksek kesimlerinde üretilir. Kısa süreli çiçek açan bir bitki olduğu için diğer ballara oranla üretimi hayli azdır.

YARARLARI

Karaciğer ve astım rahatsızlıkları başta olmak üzere; mide, üst solunum yolu hastalıklarına da tedavi edici etkileri bilinmektedir.

Devamı...
60,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Arı Sütü Bal Polen Propolis Karışımı 210 gr Cam Kavanoz

%86.75 Bal

%5 Arı Sütü ,

%7.5 Polen, 

%0.75 Propolis

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5-2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Polen Propolis  Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1.5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Uyarılar:

Yüksek alerji riski, arı zehiri alerjisi ve astımı olanların ürünü tüketmemesi önerilir.

Ambalajı yırtık ürünleri satın almayınız.

Devamı...
85,00 TL

ÜRÜN DETAYI

Arı Sütü Bal Propolis Karışımı 210 gr Cam Kavanoz

Ürün İçeriği:

% 3 Arı Sütü

% 96. 7 Bal

%0.3 Propolis

Önerilen Tüketim Şekli: Faydalanmanız açısından tercihen kahvaltıdan yarım saat önce tüketiniz.

Yetişkinler: Günlük 1,5 - 2 tatlı kaşığı tüketilmelidir.

Çocuklar (5-12 yaş): Günlük 1 çay kaşığı tüketilmelidir.

Arı Sütü Bal Polen Karışımının etkilerini görebilmek için 1-1,5 ay düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Saklama koşulları ve raf ömrü:

Besin değerlerini kaybetmemesi için ısı ve ışıktan korunmalı ve soğukta saklanmalıdır. Buzdolabında muhafaza edilmesi koşulu ile raf ömrü 18 aydır. Ürün açıldıktan sonra 6 ay içerisinde tüketilmelidir.

Uyarılar:

Yüksek alerji riski, arı zehiri alerjisi ve astımı olanların ürünü tüketmemesi önerilir.

Ambalajı yırtık ürünleri satın almayınız.

Devamı...
85,00 TL
SEPETE EKLE
BİZE ULAŞIN   0 (222) 230 29 00
ÜYELİK KAYDI
ÜYE GİRİŞİ
ALIŞVERİŞSİZ ÖDEME